30 Haziran 2010 Çarşamba

Yanı Başındakinin Zaferi

Bir Asyalı'yı hafife alma dedim. Li Na'nın turnuvanın sürprizine imza atacağını düşündüm. Dün oynanan Roddick-Lu maçına bakıp Lu'dan feyz alır sandım. Yanıldım,yahuu insan son sette rakibinin servisini kırdıktan sonra oyununa tutunur, challenger olaylarında daha inançlı olur. Yalnız Serena'nın da hakkını vermek lazım, hatun servislerinde neredeyse hiç puan kaybetmiyor!

Turnuvanın sürprizi uzaklardan değil çok yakınımızdan, komşumuzdan geldi. Bulgar tenisçi Pironkova, bu kortlarda 5 kez şampiyonluk tatan abla Williams'ı yendi. Gerçi 4. tur mücadelesin de direkten dönen Williams bu sefer meşin yuvarlağın ağlarla buluşmasına engel olamadı, enteresan bir oyuncu bu Pironkova.(dünya kupası etkisi, kafa karışıyor tabii :))
Kvitova-Kanepi mücadelesi de diğerlerinin yanında gölge de kalsa da çekişme açısından pek öyle olmamış. Clijsters maçının burukluğuyla güme gittiyse de YF için favori maçım Serena ile yapacağı mücadele.
Offf ya:(:( Üzüldüm yahuu. Kime demiştim ahhhh Kim'e. Zvonerova beni zıvanadan çıkarttı. 2. YF olacak onun ilki 09 AO.Maç hakkında daha fazla bir şey söylemek istemiyorum, kısmet değilmiş.

29 Haziran 2010 Salı

Bir Asyalı'yı Hafife Alma

Çok güzel 4. tur eşleşmeleri vardı Wimbledon'da. Hepsine yetişmek maalesef mümkün olmadı. Burdan Wimbledon yetkililerine sitem: ne olurdu pazar gününe de maç koysaydınız da biz de tüm maçları ağız tadıyla izleyebilseydik. Biraz daldan dala oldu bu yüzden sürç-i lisan eder isek affola diyelim.

Söylemesi en zor olandan başlayalım: Henin-Clijsters. İlk sete çok iyi başladı Henin ama 2. setle birlikte ibre Clijsters'a döndü. Kim kazansa üzülmeyeceğim diyordum ama Henin'in Wimbledon'da kazanmasını çok istiyormuşum ki 3. seti seyretmeye gönlüm razı olmadı. Umalım ki Kim kazansın Wimbledon'ı tek bayanlarda, Jada bu sefer centre courtta sevimlilik yapsın.
Run Lola run filminde küçücük değişiklerin hayatı ne kadar etkilediğine dair güzel bir filmdi. V.Williams-Groth maçı da buna örnekti. Belki servis atmaya ilk sette Groth başlasa, azıcık daha soğukkanlı olsa maç ellerinden öylece kayıp gitmeyecekti.
Sharapova-S.Williams maçı da oldukça yakın geçti. Hırsların savaşı gibiydi. Çok güzel puanlar izlediğimi söyleyemem aklımda en çok Sharapova ve onun bir kaç return u kalmış. Kim durduracak bu Williamslar'ı? Havada US open kokusu almak istiyorum!!!. 2 Williams'ı da yensen diyorum, Kim' e diyorum.
Djokovic-Hewitt eşleşmesin de Djokovic yenilir diyordum, şaşırdım. 3. sette maça dönebildim fakat Djokovic'e pek iyi geldiğim söylenemez sağlık sorunları baş gösterdi ve seti kaybetti. Maçı kazandı, güneş yüzünden maç bırakan Djokovic, korttan maçı bırakmayıp kazanan olarak ayrılması güzel.

Djokovic'in aksine Nadal ve Federer'e iyi geliyorum. Federer Melzer'i rahat geçti. Keza Nadal da öyle. İlk turlarda ilginç 5 setlik maçlar çıkaran bu maçlarda rahattılar. Sağ gösterip sol vurdular. Ben açıkçası bu maçların uzamasını beklerdim. Özellikle uzun bir aradan sonra form tutan Mathieu'nun 2002'in ATP newcomer ödüllü aynı sene Rusya ile oynanan Davis Cup'ın ofsayt isminin Nadal karşısında daha farklı olmasını beklerdim ama olmadı.

Benjamin Button-Milyoner savaşı vardı 09 Oscar ödül töreninde en iyi film dalında. Amerika'nın yakışıklısının oynadığı Benjamin Button'a mı gidecekti ödül yoksa uzaklara çok uzaklara Asya'ya mı? Sonuçta milyoner aldı ödülü. Neymiş bir Asyalı hafife alınmayacakmış değil mi Amerika'nın yakışıklısı sevgili Andy'ciğim. Final göreceğine ihtimal vermiyordum ama dünya 82 numarasına yenileceğine de ihtimal vermiyordum. Bir de sadece bir kez servis kırdırıp elenme konusu var, bir yerden tanıdık geldi miii? Şimdi Yen-Hsun Lu Djokovic ile karşılaşacak. Genellikle maalesef alt basamkta olan tenisçiler önemli bir galibiyet aldıktan sonra o galibiyetin üstüne mi yatıyorlar, zafer sarhoşu olup ayılamıyorlar mı bir sonraki tura kadar bilemiyorum hemencecik eleniyorlar. Aman dikkat diyeyim.

26 Haziran 2010 Cumartesi

Karışık ve Güzel Zamanlar

Maçın 77-75 bitmasini istedim olmadı. 7 oyun için mızık yapmayacağım şimdi. 11 saat oynadı adamlar el insaf. Vuvuzelanın bile önüne geçen bu maçta gerçekten muhteşem geyikler dönmüş. Bu geyikleri okurken benim de zihnimde çok sevdiğim bir şarkı çaldı hep: In the year 2025, if Isner still alive, if Mahut can survive bulurlar yine devam ederler maça kaldıkları yerden 567951234 oyun oynamıştır falan.Biraz ciddiyet canım

Tarihe tanıklık etmek her daim özeldir. RG'da Federer'in şampiyon olması, 08 Wimbledon'da Nadal'ın destansı zaferi ve daha niceleri ama bu sefer farklı bir yerde, farklı şekilde oldu. Tarihin en uzun maçında bir final maçında değil 'ilk tur' maçında tarih yazıldı. Bu konu hakkında gerçekten çok güzel şeyler yazıldı; sporun finallerden, büyük oyunculardan ibaret olmadığına dair...
Tekrar günümüze dönelim ve 4 sene sonra 4. tur mücadelesinde turnuvanın beklenen eşleşmesi gerçekleşti: Henin- Clijsters. Kimin kazanmasını daha çok istediğimi beilemediğim bir maç olacak tıpkı Isner- Mahut maçında olduğu gibi kim kazanırsa onun adına sevineceğim, kim kaybederse onun adına üzüleceğim. Çok çok karışığım.

Offff Hanescu 1 maç önce çekilsen olmazdı değil mi?
Bu arada Isner- Mahut maçının reytingi bol olunca Nadal- Tsonga 5 setlik maçlara gittiler. Havada kıskançlık kokusu aldım. Federer'de kendini buldu. 3 settte geçti Fransız tenisçiyi. Clement'in saç bandının mor olması da ilginç. Yine bir Fransız tenisçi Golovin'de kırmızı taytıyla konuşulmuştu. Beyazın egemen olduğu bu kortlarda farklı girişimler...

görsel 1

24 Haziran 2010 Perşembe

to be continued....

(27*6)+1=163 evet tamı tamına 163 oyun var 5. set oynanıyor. Maç 2 gündür bitmedi. Final setinde 59-59 eşitlik var. Benim şahsi görüşüm maç 77/75 olarak bitmesi yönünde. Bu da 197 oyun eder ki bu sayıda Rafael Nadal'ın RG boyunca toplamda oynadığı oyun sayısına eşit. Yani adamlar 1. tur maçını geçene kadar R. Nadal bir GS şampiyonu olmuş oluyor sayısal olarak.

Bugün zor bir gün oldu sanırım M. İlhan'ın yenilmesine üzüldük. Henin 5/2 öndeyken maç için servis atarken servis kırdırıp, (neyse 7/5 aldı) şaşırdık. Bu arada maç boyuna iyi ki döndün Justine dedik bol bol wta'in seyir zevki sınıf atladı, mutlu olduk. Hatta ben bunları yazarken twitter aracılığıyla wimbledon yetkilileri bana iyi geceler dedi. Yat zıbar kızım, daha yarın J.Isner-N. Mahut bölüm 3 var. Bu arada maç yine 18. kortta. Adamlar wimbledon tarihine hatta tenis tarihine geçiyorlar, 18. kort dolup taşıyor , tribünler çökecek artık, ama hala maç 18. kortta 3. maç olarak ve İngiltere saati ile 15.30'dan önce başlaması beklenmiyor. TS ile bu 17.30'a tekabül etmesi lazım. Bu maç yarın da bitmezse, belki yağmur arası falan? Gerçi hava açık görünüyor Londra semalarında meterolojik bilgilere göre ama bilemiyorum havalara güvenmilmez. Yağmur arası olmasa bile zaten kimsenin servis kırmaya niyeti yok 7 sa oynadılar tık yok.
6-7sa kortta ve hala puanı almak için uçuyor
ne denebilir ki waaaaaaaoooooov

yarın görüsürüz dostum
görseller

23 Haziran 2010 Çarşamba

5'lik Açılış Günü

Yupiii yuuuuuuupppiiii. Wimbledon'da ilk kez ana tabloda erkeklerde bir tenisçimiz mücadele verdi ve 2. tura çıktı. Maç öncesinde oldukça heyecanlı olduğumu itiraf etmeliyim hatta heyecanlı değil gergin. Rakibi bu sene Queen'de Nadal'a karşı oynadığı maçta izlemiştim. RG alışganlığıyla 2 sette 6/2 lerle yenmişti Nadal. Kuralar çekilince de bu maçta sıkıntı olacağını düşünmemiştim ancak ilk defa Wimbledon'da ana tabloda mücadele vermek gerçekten kolay değil. Bunu ekran başında ben böyle gergin ve heyecanlı olmama dayanarak söylüyorum.Marsel İlhan'ın da muhakkak ki ilk 2 seti kaybetmesinm de bunun etkisi büyük. Şimdi rakip Hanescu.

Gün 5 setlik maçlar günüydü. Falla salla dı ama yıkamadı. Maçı seyretmedim ama anlaşılan gece ikizler pek bi huysuzlarmış, baba Federer'i uyutmamışlar. Federer ilk turdan gitseydi Jelana Dokic'in Martini Hingis'i yenmesinden daha afili ve cafcaflı olurdu sanırım. Bir de Hewitt'in evlere şenlik ilk tur rekoru vardı değil mi?
İlk turda elenme rekoru konusunda yanlış hatırlamıyorsam 2005'te Henin'in kötü anısı var.Tarih tekrar etti ve 5 sene sonra yine bir RG şampiyonu ilk turdan eve gitti. Erkenden eve gittiğine şaşırmadığım bir diğer isim de hep birlikte, evet Ana Ivanovic.

Bir de 3 sette bitmeyeceğini düşündüğüm ama beni uykusuz bırakacak kadar da uzayacağını tahmin etmediğim Djokovic maçı vardı. Güzel ve çekişmeli oldu. Zemin yeşil, gözler yeşil, kıyafet yeşille tamamlanmış hoş da o kadar çift hata ne ya? Djokovic maçıyla dünya kupası maçını birlikte seyredeyim derken iyi ki vuvuzela Wimbledon'da yasak yahuu, İspanya maçından Djokovic maçına geçerken derin bir sessizlikle huzur hissettim.

Bir de olmazsa olmaz Venus'un kıyafetine bakalım: Yine transparan bi kyafetle gelecek diye ödüm koptu. Yok neyse bu seferki kıyafeti güzel:)
görsel 2-3

21 Haziran 2010 Pazartesi

Wimbledon Başlıyorrrrrrrrrrr

Ne olur bu sefer ne Williams kardeşler şampiyon olsun ne de Federer. Farklı birini görelim bu sefer şampiyon olarak. Son 10 yıldır zaten hep Williams kardeşler var Venus 30 oldu be.

Alternatiflere bakalım. Tabii ki de ilk akla gelen gelen kişi Henin. Federer'den feyz alıp, Wimbledon için geri döndü. Rodriguez Henin'in şansının olduğunu ama favori olmadığını yani Wimbledon'ı kazanmak için zamana ihtiyacı olduğunu söylemiş.Eklemiş bir de umarım yanılıyorum diye ben de öyle umuyorum. Evet servisleri falan kötüydü. Ama olsun Henin kazansın. Henin kazanmazsa da 4.turdaki rakibi TV'de dünya kupasını seyrederken babasını özleyen Kim kazansın.

Erkekler kurasında sanırım en güzel şey Marsel İlhan'ın ana tabloda olması. Çeyrek final için olası rakibi Federer:) Djokovic 4. turda gider Hewitt'e. Şu Wimbledon kupası yine bir yakışıklının elinde yukarılara doğru süzülemeyecek gibi görünüyor. Llodra 2. turda Roddick'i devirse şaşırmayacağım. Geçen sene kazanamadın ya Andy başka bir şey söylemiyorum sana.

Bu sene Kraliçe Elizabeth'de Wimbledon'a iştirak edecekler. Valla İngiltere-kraliçe-tenis üçlemesi yan yana olunca aklıma sadece 8.Henry-Ann Boleyn-Hampton court geliyor. Her neyse Tudors henadanlığını rahat bırakalım. Kraliçe acaba İspanya kraliçesinin RG'a iştirak edip Nadal şampiyon olunca, acaba ben de gitsem Murray şampiyon olur mu demiş bilemiyorum. Ann Boleyn'in İspanyol Catherine'i alt etmesini düşünüp Murray Nadal'ı geçip şampiyon olur planları var mı bilemiyorum. Yalnız bu üçleme de Fransa eksik. Offfff Ritchieeeeeee nerdesin yaaaaaa. Ann Boleyn'i sevmem o zaman Wimbledon'ı Nadal kazansın:)

19 Haziran 2010 Cumartesi

Koptum yahuu, Süper Fotoooo:D

Tenis bloglarını gezerken harika bir foto buldum. Tennis Magazine yazarlarından James LaRosa'nın twitter'ının arka fonundaki resimmiş bu, süpeeeeeeeeeerrrrr valla:):):)görsel

Bon Anniversaire Ritchie :)

Yine bana haram Richard Gasquet'i Wimbledon'da izlemek. Offff offf ki ne offffff. Çok heyecanlıydım onu ve onun kusursuz backhand'ini seyredeceğim diye. Neyse sağlık olsun geçen sene bu zamanlar 2 yıl boyunca bu yetenekten, bu seyir zevki yüksek tenisten uzak kalma ihtimalimiz vardı. Kötü günler geride kaldı. Bugün onun doğum günü, kutlu olsun. Umarım bundan sonraki turnuvalardan şansızlıklardan uzak olursun.görsel

14 Haziran 2010 Pazartesi

Çim Sezonu Açıldı

Bloğumuzun zemininin de rengini değiştirdik artık Wimbledon'a hazırız. Gerçi ben Nadal kadar hızlı adapte olamadım çime. 1 hafta oldu. Nadal ilk 2 maçında rahattı ancak çeyrekte Lopez'e yenildi.Bence o maçta da yenilmezdi çünkü kötü değildi daha çok isteksizdi sanırım RG sonrası istediği şey biraz kafa dağıtmaktı üstündeki baskı gözyaşlarıyla dışarı taşınca hak veriyoruz git dinlen. (Çok iyiyimdir izin verdim bak:))

Nadal tamam da Roddick toprakta topu topu 3 maç yaptın kardeşim çimi de seversin ne demeye bu kadar kolay elendin anlamadım. Djokovic zaten ilk maçında bile kötüydü 1 oyun içinde Lorenzi gibi bi rakibe 6 kere servis kırma puanı vermek demek; sen gidicisin dostum demek ki öyle de oldu.
Dün oynanan USA-İngiltere maçı 1-1 bitti ama Queen finalinde 2 Amerikalı kanka vardı. Yani USA:2 GBR:0 . Dünya kupasındaki gruptandan İngiltre çıkmazsa ki hiç ihtimal vermiyorum bu durumda Andy Murray bu sene Wimbledon'da YF öncesi elenmez umarım hele bir de Amerikalı bir tenisçiye.

Haftanın el ilginç olayı Halle'de gerçekleşti. Evet Federer yenildi. Hem de Hewitt'e. Zibilyon tane rekor yine altüst oldu. Hem de Federer'in evi sayılan kariyerinin sonuna kadar burada ATP Halle turnuvasında oynayacağına imza atan Federer yenildi.
Heyecanlı hatun Li Na'da Sharapova'yı yenip Birmingham'da şampiyon oldu. Sharapova yeniden Wimbledon'ı kazanabilirm demişti. Bu sene???
filmin devamını ben de görmek istemiyorum

11 Haziran 2010 Cuma

Fotoğraflarla RG 2.kısım



başka söze gerek var mı?
değişik surat ifadeleri mevcuttu tabi:)

ikiz ruhu
bakalım kimler gelmiş RG'a
Şssssssssst! sessiz olun çaktırmadan bakacaz.
beyonce ve Jay-z
emir kusturica
Kraliçe Sofia
Salma Hayek

bakışlarıyla dövüyor hakemi Novak
veeeeee turnuvanın bol reytingli kıyafeti
yorumsuz...
Jelena ve tenis oynamasına engel elbisesi
ikoncan olacan diye tenis oynayamıyorsun be hatun
bence turnuvanın en güzel elbisesi
kıyamam ben sana
yüzünü havluyla kapasan da tanırız biz seni Söderling:)
yine mi yağmur(:
çok sinirleniyorum ama 2 de 1 oyunum yarım kalıyor
görseller

Fotoğraflarla RG 1.kısım

RG sevgisi dil,cins,familya,tür,alem farkı tanımaz:)
ne güzel gülmüşün sen öyle:)

yerim ben sizi ne güzel şeylersiniz siz böyle
romantik Paris:)
geleceğin Henin'i, Mauresmo'su
18 yaş altı olunca finalde dostluk görüntüleri oluyor
gençlik güzel şey beeeeee!
Paris'te aşk başkadır:)
bi imza alabilir miyim? alamazsam ağlarım ühühüh:(
uçan Monfils
düşünüyorum öyleyse yokum

kıyamam ben sana:(



ojelere gel :)
her yerde aşk
Serena olsaydı görüntü biraz farklı olurdu...
wuhuuuuuuuuuuuuu